“`html
ÖZDER ŞEYDA UYANIK
Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan güncel raporda, ekonomik büyüme öngörüleri dikkat çekiyor. Özellikle maaş artışlarıyla ilgili yapılan değerlendirmeler ilgi çekici bulgular sunuyor.
IMF’nin Şubat 2026’da yayınlayacağı ülke raporunda, yıl sonunda öngörülen maaş artışları ile faiz tahminleri ön plana çıktı.
2026 yılında asgari ücretin, önceki yılın enflasyon oranlarının altında bir artış göstereceği belirtilirken, sosyal yardımlara dair dikkat çekici ifadeler şu şekilde sıralandı:
“Vergi ve sübvansiyon düzenlemeleri, ebeveynlerin istihdamını artırmaya yardımcı olabilir. Türkiye’de çocuklu haneler için vergi yükü oldukça fazladır. Çocuk bakımında hedefli vergi avantajları, özellikle kadınların iş gücüne katılımını artıracaktır. Ayrıca, düşük gelirli çalışanlara yönelik maaş sübvansiyonları, kayıt dışılığı ve yoksulluğu azaltabilir.”
Sosyal Yardımların Artışı
IMF raporunda, yoksul hanelere sunulacak yardım miktarının artırılmasının, gelecekteki asgari ücret politikalarını kolaylaştıracağı vurgulanarak, 2024 yılında hedeflenen enflasyonla ilgili maaş artış önerilerine dikkat çekildi.
Maaş artışları ile ilgili olarak “geriye dönük endekslemenin –özellikle kamu ücret sözleşmelerinde- ele alınmasının, enflasyon ataleti ile başa çıkmasına yardımcı olabileceği” ifade edilmektedir. Memur maaşındaki artış ise raporda önemli bir detay olarak karşımıza çıkıyor.
Ülkeler arası analizde, “Türkiye’deki kadar yüksek asgari ücretlerin, orta ve uzun vadede istihdam üzerinde olumsuz etki yapabileceği” görüşü paylaşılırken, “Sosyal güvenlik ağı genişledikçe ve enflasyon beklentileri daha da iyileştikçe, asgari ücretin tahmini enflasyonla paralel şekilde ayarlanması gerektiği” belirtildi.
Faiz Artışları Hakkında
IMF, faiz artırımlarının hedefinin “enflasyonun, Merkez Bankası’nın belirlediği hedeflere ulaşana dek mevcut seviyelerin üzerinde tutulması gerektiği” şeklinde olduğunu ifade ederken, 2025’te kredilerdeki reel artışa da dikkat çekti.
Bu durumun, enflasyon beklentilerinin yavaş bir şekilde gerilediğini ve ileride uygun reel faiz oranlarının bulunmasının zorlayıcı hale geldiğini belirtiyor. “Güçlü kredi büyümesi, para politikasının enflasyonu Merkez Bankası’nın hedefleriyle uyumlu seviyelere çekmek için yeterli düzeyde sıkı olmadığını göstermektedir” denildi. Daha yüksek reel faiz oranları ise hızla dezenflasyonu destekleyip hedeflere ulaşma ihtimalini artıracaktır. Bu, politika faizinin 2024’te ulaşılması beklenen nihai seviyeye (yaklaşık yüzde 48) yaklaştırılması ve enflasyon hedefleriyle uyumlu hale getirilmesini sağlayacaktır.
Reel faiz oranlarının, “2002-2005 döneminde gözlemlenen başarılı dezenflasyon sürecindeki seviyelerle kıyaslanması gerektiği” vurgulanırken, aksi durumda gevşeme sürecinin tekrar başlayabileceği ifade edildi.
Maaş Artış Politikasında Yenilikler
“Ücret belirleme süreçlerinin dezenflasyon stratejisi ile tam uyumlu hale getirilmesi, enflasyon ataleti üzerinde olumlu etkiler yaratacaktır” diyor olan raporda, memur maaşlarına dair “kamu sektörü ücretleri dahil” ifadesiyle dikkat çekilirken, hedeflenen enflasyon değeri çerçevesinde maaş artışı yapılması gerektiği savunuluyor. Bu bağlamda, tüm seviyelerde ücret belirleme süreçlerinde geriye dönük endekslemenin kademeli olarak kaldırılması ve buna karşın enflasyon hedefleriyle uyumlu ayarlamalara geçilmesi gerektiği ifade edildi.
Şirketlerin Döviz Riski
IMF raporunda, Türkiye’deki finansal sistemin piyasa baskısına uyum sağlamada hızlı ve etkili olduğu vurgulanıyor. Özellikle döviz likiditesi riskleri açısından dikkati artırmak gerektiği ifade ediliyor. Bankaların, 2023’ten bu yana kârlılıkta düşüş yaşamasına rağmen kâr etmeye devam ettiği dile getirildi.
“Yüksek döviz borçları olan şirketlerin karşılaşabileceği riskler yüksektir ve brüt rezervlerin IMF kriterlerinin altında kaldığı” kaydedilirken, “gözetim çerçevelerinin ve finansal güvenlik ağının güçlendirilmesi, kripto varlıklar dahil, denetimin artırılması sektörün dayanıklılığını korumak açısından kritik önem taşımaktadır” denildi. Sermaye akımlarına yönelik tedbirlerin dikkatlice kaldırılması gerektiği de vurgulandı.
KOBİ’ler ve Reformlar
Son olarak, büyümeye yönelik ekonomik politikaların üretime yönlendirilerek, işgücü, eğitim ve hukuk alanlarındaki reformlarla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. KOBİ’lere finansmana erişimde kolaylık sağlanması, sürdürülebilir büyümeyi teşvik edecektir. Türkiye, dezenflasyonun büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini artırıcı reformlar gerçekleştirerek hafifletmelidir. İşgücü, eğitim ve hukuk alanlarındaki reformlar ekonomik etkinliği artıracaktır. Ayrıca, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve iklim politikalarının uygulanması, Türkiye’nin küresel enerji fiyat dalgalanmalarına karşı dayanıklılığını güçlendirirken cari dengeyi de olumlu yönde etkileyecektir.
“`

















Leave a Reply