Sevgili okuyucular, günümüz Türkiye’sinde yaşanan olaylar o kadar karmaşık ki, herkesin kafası karışık ve bu durumu anlamaya çalışıyor. Parti ayrımı gözetmeksizin herkes, “Ne oluyor? Bu olanları sen de anlıyor musun?” diye birbiriyle konuşuyor. Ancak, bu acayip gelişmelerden yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda memnun olanlar hariç, çoğu kişi şaşkın bir durumda. Geleceğin ne getireceği belirsizliğini korurken, şu an siyasetin merkezinde bir isim öne çıkıyor: Kemal Kılıçdaroğlu!
Uzun bir süre sessiz kalmış ve adeta köşesine çekilmiş olan Kılıçdaroğlu, partisine karşı yapılan haksızlıklara rağmen sesizliğiyle dikkat çekiyordu. Herkes onun AKP iktidarını eleştirmesini beklerken, o tam tersi bir tavır sergileyip kendini geri planda tutmayı tercih etti. Siyasi arenada önemli gelişmeler yaşanırken, Kılıçdaroğlu’nun nerede olduğu ve ne düşündüğü bilinmiyordu.
Fakat, Kılıçdaroğlu sonunda sessizliğini bozdu; ama bu, herkesin beklediği bir tepki değildi. Akıl almaz bir şekilde, partisinin yıllarca genel başkanlığını yaptığı CHP’yi “Haram ve kirlenmişliğin sığınağı” olarak nitelendirerek gündeme geldi. Bu ifadeler, tam da iktidar partisi AKP’nin ve onun destekçisi Devlet Bahçeli’nin aradığı türden bir açıklamaydı. Bu durumu değerlendirirsek, Kılıçdaroğlu, Bahçeli’nin ardından iktidarın ikinci destekçisi olma yolunda hızla ilerliyor.
Eski genel başkanın bu çıkışı, gerçekten üzücü. CHP’nin mevcut yönetiminin hataları elbette olabilir, ancak bir liderin, yargı süreci devam ederken kendi partisinin onurunu zedeleyecek şekilde bu tür ifadelerde bulunması kabul edilemez. Bu sözleriyle Kılıçdaroğlu, iktidar partisine hizmet ettiğinin farkında mı? Kesinlikle farkında. Çünkü bu ifadeler, kendi kaleme aldığı bir metinle dile getirildi.
Kılıçdaroğlu’nun asıl amacı, CHP içinde bir “iç savaş” başlatmak olarak algılanıyor. Partisinin birçok üyesi yargı baskısı altında tutuklanmışken, eski bir genel başkanın iktidara yaranmak için bu tür ifadeler kullanması oldukça düşündürücü. Üstelik, belirli kesimlere yönelik mesajlar vererek “Ben partinin başına geçmeye hazırım, yeter ki mevcut durumu değiştirecek adımlar atılsın” diyerek bir mesaj gönderiyor.
Kılıçdaroğlu, AKP’nin yargısına dayanarak bu ‘küçük’ video mesajıyla kamuoyuna çıkıyor. Genel başkanlığı döneminde partisine ardı ardına 13 yenilgi yaşatmışken, şimdi böylesi kritik bir dönemde partisini eleştirmesi mantık dışı bir durum. Siyasi arenada bu tarz bir “dönek” tavrı sergilemesi, birçok kişinin aklında soru işaretleri oluşturuyor.
Unutmayalım ki, Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamaları, iktidar partisi için büyük bir avantaj sağlayacak ve bu sözler, seçim zamanlarında ellerinde kullanabilecekleri önemli bir koz haline gelecek. Kılıçdaroğlu’nun bu tavırları, parti tabanına da büyük bir saygısızlık olarak değerlendirilebilir. CHP, Özgür Özel döneminde büyümüş ve güçlenmişken, Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışları, partinin geçmişine ve destekçilerine yapılan bir hakarettir.