10 Bin Tonluk Nükleer Denizaltının Dönüşümü: Şehirleri Yok Edebilecek Güçte Bir Makine

10 Bin Tonluk Nükleer Denizaltının Dönüşümü: Şehirleri Yok Edebilecek Güçte Bir Makine

5 Haziran 2026 – Yusuf Arslan

Savaş alanlarının en yıkıcı makineleri arasında yer alan nükleer denizaltılar, görev sürelerinin sona erdiğinde sıradan bir gemi gibi kolayca hurdaya ayrılamaz. Bu devasa çelik yapılar, söküm süreci itibarıyla günümüzün en tehlikeli ve hassas endüstriyel operasyonlarını gerektiriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu karmaşık işlem, yalnızca Washington eyaletindeki Puget Sound Donanma Tersanesi’nde, Amerikan Donanması ve Enerji Bakanlığı’nın işbirliği ile gerçekleştiriliyor. İşte binlerce tonluk bir askeri nükleer denizaltının, güvenli sivil çeliğe dönüşme aşamaları:

**Sudan Çıkarma ve Tehlikeli Yakıtın Tahliyesi**
Sökmeye başlamak için, yaklaşık 170 metre uzunluğundaki denizaltı dev bir kuru havuza alınır ve su tamamen boşaltılır. Sonrasında nükleer mühendisler, geminin etrafına yüksek güvenlik şeritleri çeker. Denizdeki en tehlikeli unsuru, reaktörde bulunan uranyum yakıt çubukları oluşturur. Sayıları 100 ile 120 arasında değişen bu çubuklar, her biri yaklaşık 300 kilogram ağırlığında ve 4 metre uzunluğundadır. Reaktör kapalı bile olsa, bu çubuklar yoğun radyasyon yayarak dakikalar içinde bir insanı öldürebilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle, söküm aşamasında insan müdahalesi yapılmaz; çubuklar uzaktan kumandalı robot sistemler aracılığıyla çıkarılıp kalın kurşun konteynerlere yerleştirilir. Bu kritik aşama yaklaşık 4 ay sürer.

**Reaktörün Tek Parça Halinde Kesilmesi**
Yakıtın çıkarılması işlemi tehlikeyi tamamen ortadan kaldırmaz. Görev süresince reaktör, etrafındaki çelik gövdeyi radyoaktif hale getirmiştir. Mühendisler, radyoaktif tozların çevreye yayılmasını engellemek için reaktörü parça parça değil, bütün halde çıkarmaya karar verir. Alevi 3.200 santigrat dereceye ulaşabilen özel meşalelerle denizaltının kalın gövdesi kesilir ve sonuçta 10 metre uzunluğunda, 9 metre çapında ve yaklaşık 100 ton ağırlığında dev bir reaktör silindiri elde edilir. Bu silindirin tüm delikleri, sızıntıyı önlemek için kalın çelik levhalarla kapatılır.

**600 Yıllık Yeraltı Mezarlığı**
Hazırlanan bu mühürlü dev reaktör blokları, özel taşıma araçları ve nehir mavnalarıyla Washington eyaletinin doğusundaki Hanford nükleer sahasına taşınır. Burada “Trench 94” adı verilen büyük bir yeraltı hendeğine gömülür. Amerikan Donanması’nın verilerine göre, bu çelik konteynerler en az 600 yıl boyunca sızıntı yapmadan dayanacak şekilde tasarlanmıştır. Uzmanlar, konteynerlerin tamamen delinip çevreye risk oluşturmasının binlerce yıl sürebileceğini belirtmektedir. Hanford sahasında 1986’dan bu yana bu şekilde gömülmüş 140’tan fazla nükleer reaktör bölmesi bulunmaktadır.

**Boruların Asitle Yıkanması**
Reaktör çıkarılsa bile, geminin geri kalan kısmında hâlâ tehlikeli radyoaktif tortular bulunur. Onlarca yıl boyunca radyoaktif sıvının aktığı boruların iç yüzeyinde kalan bu kalıntılar, özel koruyucu giysiler giymiş teknisyenler tarafından asidik bir kimyasal çözelti ile temizlenir. Çözünme işlemi sonrasında, radyoaktif maddeler özel reçinelerle yakalanarak katılaştırılır ve nükleer atık depolarına gönderilir.

**Savaş Çeliğinden Yeni Altyapılar**
Denizaltının geri kalan gövdesi, binlerce kez radyasyon kontrolünden geçtikten sonra ancak “temiz” onayı alabilir. Temizlenen bu çelik, deniz altındaki yüksek basınca dayanacak şekilde üretilmiş, nikel ve krom açısından zengin askeri sınıf özel bir alaşımdır. Plazma kesicilerle parçalanan bu temiz çelikler, yüksek sıcaklıklı elektrik ocaklarında eritilerek yeni levhalara dönüştürülür. Bu levhalar, sivil mühendislik alanında köprü kirişleri, binalar ve büyük altyapı projeleri için hammadde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca gemideki bakır, alüminyum ve titanyum gibi değerli metaller de geri dönüştürülerek yeni projelerde değerlendirilir.

Author: Ahmet Kaya