Türkiye, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleriyle büyük bir mücadele veriyor. Merkez Bankası, ekonomik politikaları çerçevesinde enflasyon beklentilerini düzenli olarak paylaşmasına rağmen, açıklanan rakamlar genellikle gerçeklerle örtüşmüyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonla mücadele programının lideri olarak atanmışken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın enflasyon konusundaki çeşitli açıklamaları da dikkat çekiyor. Ancak iktidarın son 14 yıldır hedeflediği %5 enflasyon oranı, gerçeğin oldukça uzağında kalmış durumda.
TCMB verileri, beklenen enflasyon ile gerçekleşen enflasyon arasında büyük bir fark olduğunu gösteriyor. 2012’den bu yana, iktidarın seçim dönemlerinde öne sürdüğü enflasyon hedefleri maalesef tutturulamamış durumda. Erdoğan, ilk kez “hedef %5” dediğinde enflasyon oranı %6,2 seviyesindeydi.
Cumhurbaşkanının “Faiz sebep, enflasyon sonuç” şeklindeki yaklaşımıyla başlayan ‘Nas Politikası’, Türkiye’nin enflasyon hedeflerinden sapmasının belirginleştiği bir dönemi işaret ediyor. Küresel çapta faiz oranları artarken, Türkiye, “Nas var” söylemleriyle faizleri düşürmeye çalışmış, ancak piyasalar bu durumu benimsememişti. 2021 yılında enflasyon, beklentilerin neredeyse yedi katına çıkarak %36,08 seviyesine ulaşmıştı.
Merkez Bankası, %36’lık enflasyon karşısında %5’lik hedefini sürdürmeye çalışsa da, 2022’de %64,27, 2023’te %64,77, 2024’te %44,38 ve 2025’te %30,89 gibi oranlarla karşı karşıya kalmıştır. 2026, 2027 ve 2028 yılları için yine %5 hedefi açıklanmışken, 2026’nın ilk dört ayında gerçekleşen enflasyon oranı %32,37 olarak kaydedilmiştir.
Merkez Bankası, enflasyon hedefini son olarak 2010 yılında, Durmuş Yılmaz’ın başkanlığı döneminde başarıyla tutturmuştu. O dönemde hedeflenen %6,5 enflasyon oranı, %6,4 olarak gerçekleşmişti. Türkiye’nin enflasyonla ilgili hedefleri ve gerçekler arasındaki fark, gelecekte de dikkatli bir şekilde izlenmesi gereken bir konu olmaya devam ediyor.